Op. Dr. Tamer Haliloğlu

Burnumuz Ne İşe Yarar?

Burnumuz Ne İşe Yarar?
İçindekilerİdeal Burun Nedir, Nasıl Olmalıdır?Burnumuzun En Önemli NoktasıBurun Tıkanıklığı Nedir?Neden Horlarız?Burun Dolgusu Nedir?Deviasyon ve Baş Ağrısı

Yazan: Op. Dr. Tamer Haliloğlu · Yayın:

Burun yaşam kalitemizi ve sağlığımızı etkileyen en önemli organlarımızdan bir tanesidir. Nefes almamızın en önemli parçası olmakla birlikte beş duyumuzdan biri olan koku alma duyumuz burun içinde bulunur. Koku alma tat alma duyumuz ile birlikte işlev görür. Koku bozuklukları nadir olarak görülse de burun tıkanıklığı en sık şikâyet nedenlerinden biridir.

Eğer rahat nefes alamazsak fiziksel performansımız etkilenir, daha çabuk yoruluruz. Uyku düzenimiz ve kalitemiz bozulur. Horlama ortaya çıkar ve sağlıklı dinlenemediğimiz için gündüz yorgunluk hissederiz. İleriki yaşlarda kalp dama ve akciğer hastası olma ihtimalimiz artar. Yapılan araştırmalarda cinsel isteksizlik ve performans bozuklukları bildirilmiştir. Hastanın psikolojik durumunu etkilediği ve diğer hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı rapor edilmiştir.

Özellikle çocuklarda konuşma bozukluğu, gece işemesi, kulak sorunları ve işitme sorunları yapar. Bununla ilgili ameliyatlar da artış gözlenmiştir. Burun tıkanıklığı genelde yaşam kalitemizi bu saydığımız sebepler ile bozar.

Burun tıkanıklığı burun içini oluşturan kıkırdak ve kemiklerin anatomik olarak eğri olmasından ortaya çıkabildiği gibi alerji gibi mukozaları etkilen hastalıklar ile de ortaya çıkar. Alerjiye bağlı olarak bazen burun içince oluşan polipler de burun tıkanıklığına hatta koku yollarını tıkayarak koku alma bozukluğuna yol açar. Nadir olarak burun içinde gelişen tümör gibi sebepler de burun tıkanıklığına yol neden olur.

Çocuklarda ise bu sık olarak geniz etinden kaynaklanır ve kulak tüplerine yakın olduğu için orta kulak problemlerine de yol açar.

Ülkemiz de sık olarak gördüğümüz alerjik nezle, burun tıkanıklığının başlıca sebepleri arasındadır. Havada dolaşan alerjik maddelere karşı vücudun geliştirdiği bir tepkime sonucu ortaya çıkar ve burun içini döşeyen tüm mukozaları etkileyerek şikâyetlere neden olur. Koyu yapışkan kıvamda bir akıntıya neden olur.

Dokuların şişmesi ile burun tıkanıklığına neden olduğu gibi sinüs deliklerini tıkayarak sinüzite de neden olur.

İdeal Burun Nedir, Nasıl Olmalıdır?

“İdeal burun” kavramı topluma, coğrafyaya ve kişiden kişiye değişebilir. Dünyada yaklaşık 7 milyar insan yaşıyor ve o sayıda farklı yüz tipine göre ideal burun şekli vardır. Yapılan araştırmalar doğrultusunda, burnun ucu (nasal tip) ve üst dudak arasındaki açı 106 derece olduğunda kadınların yüz güzelliği belirginleşiyor. 90 dereceden daha düşük açıya sahip olan bir burun daha erkeksi ve uzun gözüküyor.

Fakat biz uzmanlara göre genel geçer formüllerden çok bireyin yüz hatlarına uygun bir görünüş çıkartmak çok daha önemlidir. Yüzün geneline baktığımızda yüz hatları ile orantılı olan, güzel ve uyumlu duran, burun kanatları çok geniş olmayan ve bunların yanında burun ucu ve burun sırtı gibi bölümlerin de kendi içerisinde birbirini tamamladığı burun, ideal burundur.

Aynı zamanda simetrik bir yapıda olması gereken ideal buruna, tam karşıdan bakıldığında, burun kanatlarının ve burun orta çizgisinin eşit olması beklenir.

Yüzün orta hattında bulunan burunun, iç kantus ve dudak çizgisini içine alacak şekilde yüzü 3 eşit parçaya böldüğümüzde bu parçalarla orantılı bir burun ideal burundur. Aynı zamanda açık olmayan burun deliklerinin göz orta çizgisi hizasında olması orantılı mükemmelliği tamamlar.

Rönesans boyunca ünlü sanatçı ve mimarlar eserlerini yaratırken “altın oran” formülünden yararlanmıştır. Yüzyıllar sonra bilim adamları bu matematiksel formülü kullanarak yüz güzelliğinin sırlarını açıklamaya çalıştılar.

Yapılan araştırmalara göre Liz Hurley, Scarlett Johansson, Jessica Alba gibi Hollywood yıldızları bu kriterlere en yakın yüz ölçülerine sahipmiş.

Burnumuzun En Önemli Noktası

Burun, nefes almamızda ilk giriş noktası olması itibari ile en önemli organdır.

Hava yolunun giriş kanalını oluşturur. Hava buradan geçerken ısınır ve nemlenerek akciğerlere temiz olarak ulaşır. En dar noktası da, başlangıcı olan burun deliklerinin olduğu yerdir. Hava bu en dar noktadan geçerek akciğerlere ulaşan yolculuğuna başlar. Burun delikleri altta kemik, ortada septum kıkırdağı ve üstte burun tipini oluşturan alar kıkırdaklardan meydana gelen üçgen bir yapıdadır. Bu yapının özelliği sert dokulardan oluşması ve yeterince hava girmesine elverişli olmasıdır. Burada oluşacak herhangi bir daralma burundan nefes almayı olanaksız hale getirir.

Burun deliklerinin kıkırdak kemik gibi sert dokulardan oluşmasının bir diğer sebebi de hava hareketlerindeki fizik kanunlarıdır. Bu prensibin adı Bernoulli Kanunu’dur. Bu kanuna göre; Bir yerden diğerine hareket eden havanın hızı basıncı ile ters orantılıdır. Yani hızlanan havanın basıncı düşer. Bu temel prensip uçakların havalanmasını ve havada hareket edebilmesini sağlar. Kısacası o dev uçakları uçuran bu kanundur.

Peki bunun burun deliklerimiz ile ne alakası vardır?

Burun deliklerinin anatomik yapısının sert dokulardan oluştuğunu belirtmiştim. Burunun en dar yeri olan deliklerden geçen havanın hızı diğer yerlere göre yüksek olacaktır. Dolayısı ile hava geçerken basıncı düşecektir. Burada oluşacak negatif basınç yumuşak dokuları kendine çekerek deliğin iyice daralmasına neden olur. Bu da havanın geçişini zorlaştırarak burun tıkanıklığa yol açaçaktır. Normal bir burunda deviasyon, burun eti büyümesi gibi anatomik bozukluklar yoksa bu etki çok ortaya çıkmaz ve hissedilmez.

Ya da bu gibi nedenler ile burun ameliyatı yapılmış ve hava yolunu açmak için buradaki kemik ve kıkırdak dokular gereğinden fazla alınmışsa Bernoulli Kanununa devreye girdiği burun tıkanıklığı şikayetlerimiz başlayacaktır. Bu şikayetleri en çok burun estetiği ameliyatlarından sonra görmekteyim. Bu yüzden burun estetiği yaparken en çok dikkat ettiğim nokta burun deliklerinin fizyolojik yapısıdır.

Burun deliklerinde oluşacak daralma ya da kıkırdak kemik gibi sert dokuların kaybı ile oluşacak kollaps burun tıkanıklığına neden olacaktır.

Bu cerrahiyi yapan hekimlerin tavsiyem her zaman tercihlerini fizyolojiyi korumaya yönelik kullanmaları ve Bernoulli Kanunu’nu asla unutmamalarıdır.

Burun Tıkanıklığı Nedir?

En sık duyduğumuz şikâyetlerden biri olan “burun tıkanıklığının” sebepleri nelerdir;

Fiziksel Bozukluklar: En sık görülen burun bölme eğriliği ‘’deviasyon’’dur. Kaza sonucu oluşan burun travmalarına bağlı olarak görebildiğimiz gibi doğuştan bir bozukluk olarak da karşımıza çıkabilir. Kazalara bağlı burun kırıklarında burun üstündeki kemikte de eğrilik oluşur. Tedavileri ameliyattır ve ameliyatı Rinoplasti tekniğini kullanarak yapmak gerekir.

Burun Eti Şişmesi: Burun etleri, burun boşluğunda her iki yan duvarda bulunan üç parça halinde içinde kemik bir yaprak bulunan etrafı mukoza ile kaplı et parçalarıdır. En önemli yararları burnun içinden geçen havayı ısıtmak ve nemlendirmektir. Burun etleri alerji gibi nedenler ile şişebilir ve bunun sonucunda burun tıkanıklığına neden olurlar. Burun eti ameliyatı genel anestezi ile yapılabildiği gibi eğer sadece burun etlerine müdahale edilecekse lokal anestezi ile ofis şartlarında da yapılabilir. Alerji ilerlediğinde burun içinde poliplere neden olabilir ve kronik alerjik sinüzit olarak adlandırdığımız bu durumun tek tedavisi ameliyattır. Ameliyattan sonra da hastaya etkili ve devamlı bir alerjik nezle tedavisi uygulamak gerekir.

Bütün bu sebeplerle oluşan burun tıkanıklığı çeşitli rahatsızlıklara neden olur. Bunların başında fiziksel performansta düşüklük ve uyku bozuklukları görülür. Geceleri horlama ve sık uyanma ile uyku kalitesi bozulur, horlama ile birlikte uyku apnesi de görülebilir. Kronik burun tıkanıklığı olan hastaların ileri yaşlarda daha sık kalp ve damar hastalıklarına bağlı tansiyon problemleri yaşadıkları gözlemlenmiştir. Burun tıkanıklığı olan hastalar daha kolay üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanırlar. Eğer sigara gibi burun içi aktiviteleri bozan alışkanlıkları varsa bu oran iki katına çıkar. Burun tıkanıklığının, cinsel performansı olumsuz yönde etkilediğine dair çok sayıda makale yayınlanmaktadır. Cinsel isteksizlik, uyku düzeni bozukluğu ve kolay yorulma ile ortaya çıkar. Çocuklarda ise konuşma bozukluklarına, gece işemelerine, orta kulak iltihaplarına ve işitme kayıplarına yol açacak kulak problemleri yaratır.

Burun tıkanıklığına bağlı şekilde oluşan bu hastalıkları ortadan kaldırmak için dikkatli bir muayene ve öykünün ardından çekilecek bir paranazal sinüs tomografisi bize tüm burun anatomisini fotoğraf gibi ortaya koyar. Deviasyon, burun eti ve sinüzit ameliyatı gibi girişimler ile yakınmaları ortadan kaldırmak mümkündür.

Neden Horlarız?

Horlama aslında uyurken üst hava yollarımızdan geçen havanın akciğerlere gidene kadar geçen sürede etrafı rahatsız eden bir ses çıkarması halidir. Yapılan araştırmalar horlamanın sosyal olası yanında bir sağlık problemi olduğunu gösterir. Horlama hemen hemen her yaş grubunda ve cinsiyette görülebilir. Şiddetinin arttığı ve kandaki karbondioksit miktarına bağlı olarak uyku apnesi de yapabilir.

Horlama ve uyku apnesi farklı klinik şikayetlere neden olmakla birlikte aynı anatomik bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkarlar. Bu anatomik özellikler horlayan hastaların %90’ından görülür. Bunlar burunda eğri nasal septum (deviasyon), sinüzit, geniz eti, büyük bademcikler, dil kökü ile boğaz duvarının darlığı, küçük çene kemiği gibi üst hava yollarındaki organ ve dokulardır. Buna ilave olarak boğaz bölgesinde hızla geçen havanın yarattığı boğazdaki yumuşak damak farinks duvarı gibi yapıların içeri çekilmesi ile horlamanın şiddeti artar. Bazı ilaçlar ve alkol bu etkileri iki katına çıkartır.

Uyku apnesi olan hastaların ciddi kardiovasküler problemleri de varsa bu yaşamı tehdit eden bir duruma yol açabilir. Yapılan araştırmalarda kardiyo vasküler sebepler ile olana 432000 ölümde en sık ölüm saatini sabah 5 ile 6 gibi aktivitenin en düşük olduğu uyku sırasında gerçekleştiği görülmüştür.

Çocuklarda yapılan araştırmalarda bademcik geniz eti nedeniyle horlayan çocukların ameliyattan sonra EKG bulgularının düzeldiği gözlenmiştir.

Burun Dolgusu Nedir?

Yüze uygulanan yüz gençleştirme ve ameliyatsız yüz estetiği teknikleri burun konusunda da uygulanmaya başlandı ve son zamanlarda özellikle sosyal medyada takipçilerimden konu ile ilgili çok fazla soru geliyor. Hem bu sorulara yanıt olarak hem de hastalarımı aydınlatmak için son zamanların yükselen trendi burun dolgusuyla ilgili bilgileri bu blog yazımda paylaşmak istedim.

Burun dolgusu; burnun dış görünümünü ameliyat olmaksızın değiştirmeye imkan veren bir dolgu uygulamasıdır. Dolgu maddesi olarak genelde hyaluronik asit ve türevleri kullanılır. Burun dolgusu ile burun eğriliği hafifletilebilir ya da burun ucu kaldırılabilir.

Nefes alma problemleri veya valv yetmezliği gibi anatomik problemleri burun dolgusu ile çözmek mümkün değildir. Yani dolguyu istisnai durumlar dışında fonksiyonel çözümler sağlamak için değil daha çok estetik amaçlı kullanılıyoruz. Kalıcılığı 1 – 1,5 yıl kadar sürüyor.

Tecrübeli ellerde kullanılması gereken bir uygulamadır çünkü tıpkı yüz dolgusunda olduğu gibi komplikasyon riski taşır. Aynı zamanda çok iyi bir anatomi bilgisi ister. Uygulama öncesinde hasta ile görüşerek detaylı bir inceleme gerçekleştiriyoruz ve dolgu kararı buna göre veriliyor.

Burun estetiği ameliyatı olmak konusunda çekincesi olan hastalarıma önerebilirim fakat kalıcı olmadığını ve fonksiyonel bir değişime yol açmayacağını hatırlatmak gerek.

Ayrıca burun, cilt ve kıkırdak arasına yapılan her madde bir iyileşme dokusu oluşturarak küçük çaplı da olsa bir reaksiyona sebebiyet verir. Bu reaksiyon tıpkı yara iyileşme dokusu gibi, yapıldığı yerde kalıcı bir doku değişikliğine sebep olur. Bu bazı durumlarda iyi sonuçlar alınmasına sebep olurken, bazen de ameliyat ile düzeltilmesi gereken durumlara yol açar.

Hiç burun estetiği ameliyatı olmamış hastalarımıza dolgu yaparken, her zaman burunun anatomik özelliklerini göz önünde tutarak olası sonuçları hesaplamak gerekir. Dolguya ihtiyaç duymadan ameliyat kararı alındığı gibi, bazı durumlarda ise ameliyat esnasında veya ameliyat sonrasında dolgu gibi yardımcı maddelere başvurmak gerekebileceği, hastalara ayrıntısıyla anlatılmalıdır.

Dolgu yapan hekimin her zaman için dolgu yaptığı organın anatomisine, fizyolojisine hakim olması ve o organla ilgili yapılacak her türlü ameliyatı bilmesi gerekmektedir.

Deviasyon ve Baş Ağrısı

KBB hekimlerinin en sık karşılaştığı sorulardan biri; burun bölme eğriliği (deviasyon) baş ağrısı yapar mı sorusudur? Baş ağrısının sinüzitten kaynaklandığı düşünülür. Ancak yapılan tetkiklerde ve çekilen Paranazal sinüs tomografilerinde baş ağrısı ile sinüzit arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır.

Akut sinüzitlerde çok fazla olamamakla birlikte başın ön tarafında ağrı görülebilir. Kronik sinüzitlerde bu ağrıdan çok başta doluluk hissi gibi ifade edilir. Bir KBB hekimi baş ağrısının sinüzitten mi kaynaklandığını araştırırken her zaman bilgisayarlı sinüs tomografisi istemelidir. Bu tetkikin sonunda sinüzit varlığı ayrıntısı ile anlaşılabilir. Ayrıntılı baş ve sinüs bölgesini ince taksim ederek tarayabilen bu grafide aynı zamanda hastaların büyük bir çoğunluğunda septum deviasyonu olduğu tespit edilebilir. Sonuçları değerlendirirken eğer sinüzit varlığı ortaya konamadıysa sıklıkla sorulan soru, eğer bir sinüzit yok ise bu deviasyon baş ağrısına yol açar mı şeklindedir. Bilgisayarlı sinüs tomografisinde sinüsler radyolojik olarak ince kesitler halinde taksim edildiğinden bu kemik eğriliğinin sinüsler ve burun etleri ile olan komşuluğu çok ayrıntılı olarak görülebilir.

Çeşitle merkezlerin yaptığı araştırmalarda burun bölme eğriliğinin sinüs delikleri ve burun etleri ile olan komşulukları ortaya konulduğundan temasa bağlı olarak baş ağrısını tetikleyebilecekleri öne sürülmüş olsa da daha geniş sayılara ulaşan çalışmalarda bunun anlamlı olmadığı ifade edilmiştir.

Deviasyon baş ağrısına neden olmasa da üst solunum yolu enfeksiyonlarında fiziksel olarak sinüs deliklerini tıkayıp daha kolay sinüs enfeksiyonunda yol açabileceği gibi aynı zamanda çok sık olarak burun tıkanıklığına neden olur. Bu yüzden KBB hekimlerinin en sık karşılaştıkları şikayet burun tıkanıklığıdır. Sinüzit zaman zaman baş ağrısı yapabilir ancak septum deviasyonunun baş ağrısı yaptığı kanıtlanamamıştır.